Yalvaç'ı Tanıyalım
İnanç Turizminin merkezi Yalvaç Anadolunun kültür zenginliğini tüm güzelliği
ile yansıtmaktadır. Yalvaç, Büyük İskenderin Generali Seleukos tarafından
kurulan, Pisidia kentlerinin ilki ve en büyüğü olan Antiochia'ya ev
sahipliği yapmıştır.
Ulaşım
Isparta ili
sınırlarındaki Yalvaç, il merkezine 105 km uzaklığında, Süleyman Demirel
Havalimanına 121 km uzaklığındadır.
Karayolu:Karayolu
ile, Ankara'dan Yalvaç'a, Afyon-Isparta üzerinden gelinebildiği gibi, daha
kısa olarak Ankara-Akşehir-Yalvaç güzergahı da seçilebilir.
Demiryolu:
Demiryolu ulaşımı için ile Isparta istasyonu ile Eğirdir istasyonu
kullanılabilir.
Isparta Gar Tel:
(+90-246) 218 13 01
Havayolu:
Keçiborlu ilçe sınırlarındaki Süleyman Demirel Havalimanının Yalvaç'a
uzaklığı 121 km.dir.
Havalimanı Tel:
(+90-246) 559 20 10 - 559 20 13
Antiocheia Antik Kenti
Antiocheia; Isparta iline bağlı Yalvaç ilçesinin yaklaşık 1 Km. kuzeyinde ve
Sultan dağlarının güney yamaçları boyunca uzanan verimli bir arazide
kurulmuş, Pisidia bölgesinin başkentidir. Antiocheia'da Apollonia gibi bir
Seleukos kolonisidir.Seleukos soyundan Antiocheia tarafından (M.Ö. 281-261)
yıllarında kurulmuştur. Kente kurucunun adına izafeten 'antiocheia' adı
verilmiştir.



M.Ö. 25 yılında Pisidia
bölgesinde ilk ve en büyük askeri koloninin Imparator Augustus tarafından
kurulmasından sonra şehir imparator tarafından bir Roma askeri kolonisi
olarak yeniden kurulmuştur. Augustus Antiocheia'ya Roma' dan 3 bin romalıyı
getirterek yerleştirmiş, Yedi mahalle ismini bu kente vermiş ve ayrıca
yaptığı işlerle ilgili 'res gestae' bir latince metinde bu kente ithaf
edilmiştir. Bu nedenle antik Roma kenti ile Antiocheia kardeş bir şehir
olarak tarihte önemli bir yere sahip olmuştur. Bizans döneminde özellikle
M.S. 1 yüzyıl başlarında St. Paul ve St. Bernabas'in yeni dini yaymak için
Anadoluya yapmış oldukları üç önemli misyoner seferinin ilkinde
Antiocheia'yi merkez seçmeleri oldukça dikkat çekici olup, bu dönemde de
şehir önemini korumuştur.
Kentin Bölümleri
Şehre ana giriş Batı Kapısından yapılır. Cardo Maximus adı verilen cadde dar
ve düz sokaklara açılır. Kent iki ana meydandan (Augustus ve Tiberius)
oluşmaktadır.Bu meydanlar şehrin doğusunda ve odak merkezinde bulunmaktadır.
Antiocheia'yı oluşturan tarihi yapılardan surların tamamı 3000 metre
civarındadır. Hellenistik Devirde inşa edilen ihtişamlı Surlar, Roma ve
Bizans Çağı'nda genişletilerek onarılmıştır. Kentin girişinin güvenliğini
sağlayan Batı Kapısı(İ.S. 212) zırh ve silah kabartmaları ile bezenmiştir.
Bu kabartmalar antik kentin gücünü simgelemekteydi. Kentin en yüksek kutsal
alanına, İmparator Augustus'un adına yapılan ihtişamlı ''Augustus
Tapınağı'', mimari tarzının inceliği ile tüm kutsal güçleri
canlandırmaktadır. Propylon(Anıtsal Giriş,İ.S.1.y.y.),Augustus Alanı ile
Tiberius Alanı'nın kesiştiği yerde konumlandırılmıştır. Tiberius
Alanı(i.S.!5-40), Sütunlu Caddenin doğu bitiminde yer almaktadır.Galeride
dükkanların yer aldığı bölümlerden bol miktarda cam, pişmiş toprak ve bronz
malzeme ele geçirilmiştir.Kentin en önemli bölümlerinden olan Sütunlu
Cadde(i.S.1.y.y.), Tiberius Alanına kadar uzanmaktadır. Antik
Tiyatro(İ.S.4.y.y.), kent merkezine yakın bir tepenin yamacına inşa
edilmiştir.Tiyatro üç ana bölümden oluşmaktaydı. Tiyatro, diğer antik
tiyatroların sahip olmadığı 56 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğinde bir
tünele sahiptir.Tahminen 5.000 kişilik olan Tiyatro kabartma desenlerle
bezenmiştir.
Kentin kuzey-batı köşesinde yer alan Roma Hamamı(İ.S.1-2.y.y), diğer hamam
mimarilerine uygun tarzda inşa edilmiştir. Hamamda, soğukluk, sıcak ve ılık
kısımları, soyunma ve servis bölümleri, su testileri ve depolar yer alırlar.
Sultan Dağları'nın eteklerinde ve Akropolün batısında yer alan Stadium,
Hellenistik Dönemde inşa edilmiştir. Atletizm, güreş ve boks gibi sportif
aktivitelere sahne olan yapı fanatikler tarafından tahrip
edilmiştir.Gladyatörlerin ve vahşi hayvan oyunlarının oynandığı Stadium,
Roma Dönemi için oldukça önemli bir görünüme bürünmüştür.
İnanç Turizminin en önemli değerlerinden, Antiochia'nın ilk ve en büyük
kilisesi olan St. Paul Kilisesi, Roma Hamamı'nın 200 metre güneyinde yer
almaktadır. Yapı bazilikal planlıdır.Kilisede yapılan araştırmalar, daha
önce inşa edilmiş küçük boyutlardaki bir Kilisenin varlığını ortaya
çıkarmıştır. Kilisenin taban mozaikleri ile sütunlu bir duvarın görünümü
oldukça etkileyicidir.Bu küçük Kilisenin altında da yer alan ve Kiliseden
daha küçük boyutta bir Sinagog tespit edilmiştir. Kilisenin içinde çok
sayıda mezar ve iskelet kalıntılarına rastlanmıştır. Kilisenin tabanı özel
dizaynlı mozaiklerle bezelidir. Kilisede yer alan kitabelerde Optimus
Ortodoks liderlerinin adı geçmektedir. Anılan kişi İ.S.375-381 yılları
arasında Antiochiea'da piskoposluk yapmıştır.
Antik kentin simgesi olan Su Kemerleri, Roma Çağı'nda inşa edilmiştir.
Kentin kuzey yönü boyunca uzanan Su Kemerleri 10 km. uzunluktaki su yolu ile
sağlanmıştır. Antik Kente şifalı suları taşıyan su kemerleri aradan geçen
binlerce yılın yıkım ve harabiyetine meydan okurcasına dimdik ayaktadır.
Men Kutsal Alanı
Tanrı Men M.Ö.3. binden itibaren ibadet edilen Eski Anadolu Ay Tanrısıdır ve
zaman zaman değerli sikkeleri süslemiştir. Men Kültürü'nün en önemli
merkezleri arasında yer alan Antiocheia Antik Kenti, Tanrı Men'e sunulmuş
pek çok eserle donatılmıştır. Ay Tanrısı Men adına inşa edilen Men Kutsal
Alanı, Yalvaç ilçesine 5 km. uzaklıkta inşa edilmiştir. Tapınak M.Ö. 4
yüzyıla tarihlenir. Tapınağın dışında 2 kilise, stadium ve evler yer
almaktadır.
Limenia Adası
Yalvaç'a 25 km. uzaklıkta, Hoyran Gölü içerisinde bulunan Limenia Adası,
ziyaretçiler için mistik havanın estiği benzersiz bir tarihi mekandır.
Adanın etrafı surlarla çevrilidir. Adanın kayalık yamaçlarında bulunan Kaya
Mezarları, konumları ve mimari tarzları ile göze çarpmaktadır. Adanın içinde
bulunan bir başka tarihi değerde Meryem Ana'ya ait bir Manastırdır.
Kaya Mezarları
Hoyran Gölü'nün hemen yanında yükselen kaya yüzeyinde boyutları farklı kaya
mezarları bulunmaktadır. Bunlar arasında alınlıklı olan mezar en ilgi çekici
olanıdır. Phrygia kaya mezarlarının farklı biçimlerini burada görmek
mümkündür.
Camiler
Devlethan Cami
Kesin yapılış tarihi
bilinmemekle beraber 14.yy. eseri olduğu tahmin edilmektedir.
Yeni Cami
Devlethan Cami'nin hemen
önünde yeralan cami 19.yy. eseri olup, yaklaşık kare plana sahiptir.
Eski Hamam
Yalvaç'ın nadide eserlerinden bir tanesi de, Osmanlı geleneklerini yansıtan
Eski Hamam'dır.İlçenin Kaş mahalle mevkiinde yer alan Eski Hamam'da,
soyunmalık, soğukluk, sıcaklık, su deposu ve külhan gibi bölümler yer
almaktadır.
Tokmacık Fosil Yatakları
Tokmacık kasabasında
1994 yılında yapılan kazılarda 9 milyon yıl öncesine ait bir gergedan fosili
bulunmuştur. Süleyman Demirel Üniversitesi'nden Prof. F

uzuli Yağmurlu
başkanlığında devam eden kazılarda çıkan 9-10 milyon yıl önce yaşamış
hayvanlara ait fosiller, 1995 yılında açılan Tortonion müzesinde
sergilenmektedir.
Mağaralar
Akar-Donar Mağarası
Dedeçam köyünün 3 km.
güney doğusunda Koçyata tepenin kuzey yamacındadır. Dikey ve kuru mağaradır.
Ayı ini Mağarası
Sultan dağlarının güney
eteklerinde, Yalvaç'ın kuzey-dogusunda, Nazilli deresinin yukarı
bölümündedir. Yatay ve kuru mağaradır. Büyük bir ihtimalle erken Bizans
döneminde muhtelif amaçlarla kullanılmıştır. İçerisinde su sarnıçları
bulunmaktadır.
Değirmen Önü
Mağarası
Kozluçay kasabasının 1
km. kuzey-doğusunda Su geçidi deresinin yakınındadır. Yatay ve kuru
mağaradır.
Mesire Yerleri
Yalvaç'ın geleceğini etkileyen önemli kararların alındığı yıllar boyunca
değişmez dinleyicisi Asırlık Çınar Ağacı, bazen dalların sallayarak ilçe
halkına desteğini verdiğini gösterir. İlçe halkı yaşamı paylaştıkları Çınar
Ağacı'nı adeta ilçenin uğuru kabul etmiştir. Çam ağaçlarının yeşilin en
güzel tonlarının sergilediği Hıdırlık Tepesi, geleneksel kutlamaların
yapıldığı mekanlardandır. Hisarardı, Su Çıktığı, Düzkır Orman Alanı, Hoyran
Gölü, Gemen Korusu ve Gazniri Mevki doğa ile tarihin kucaklaştığı
mekanlardır.
Müzeler
Tarihin zenginliği ve birikiminden payına oldukça yüklü bir parça alan
Yalvaç ilçesi, kazı ve araştırmalardan elde edilen eserlerin sergilendiği
güzel bir Müzeye sahiptir. Prehistorik Dönemden itibaren tarihlemenin
yapıldığı müze eserleri arasında arkeolojik ve etnografik eserler
sergilenmektedir. Haftada yedi gün 08.00-16.30 saatleri arasında açıktır.